29 Mar 2010

Eski Kadınlar..!

Yazacağım kadar eskileri yaşamadım tabii ki. Sadece duyduklarımdan, okuduklarımdan yola çıkarak birşeyler anlatacağım..



50'li yıllar ile başlayalım.
Marilyn Monroe, Grace Kelly gibi film yıldızlarının popüler hale getirdiği "bugidi" ile saç sarma bu dönemlerde çok modaydı ve günümüzde sevgili hatunların ilgisi olan düz saçlar pek de ilgi görmüyordu. 90-60-90 diye tabir edilen vücut şeklide bu dönemde popüler oldu..


60'lı yıllarda "Hippi"lerle ve İspanyol paça pantolonlarla tanıştık Hippiliğin en güzel tanımı olan "olduğun gibi görünmek" saç şeklinde de modaydı..


70'lerde, 50'li yıllarda başlayan zayıf olma takıntısı artık fenomene dönüşmüştü.. 
Elbiseler salaşa, etekler de olabildiğine mini oldu.. 
Farrah Fawcett ile uzun ve dalgalı saç kadınların modası haline geldi..








80'lerde parlak neon renkler, omuz vatkaları ve tayt bu dönemin moda çılgınlıklarındandı.. 
Saçlar ise olabildiğince kabarık ve spreyli..


90'lı yıllarda uyuşturucu bağımlılığı ve bir deri-kemik görünüşünü özetleyen "eroin stili" modası çıktı. 
Göbek üstü bluzlar ve göbeğe yaptırılar piercing bu dönemde popülerleşti..








Milenyum ile birlikte kadınlar hala imkansız derecede ince bir vücuda sahip olmak istiyor ve bu nedenle güzelliğin bedeli tüm zamanlardan çok daha pahalı durumda..
Heidi Montag örneği mesela 24 saatte 10 estetik ameliyatı..

15 Mar 2010

Devam edelim..

Yazmayalı yaklaşık olarak üç ay civarı olmuş. Bir üç ay daha yazmadan geçirebilirim sanırım. Bir insanın hiç mi yazası gelmez bilmiyorum. Yazacak çok şey var gibi ama ahh şu üşenmek var ya. Her neyse bundan sonra üç ayda bir olmasa da en azından ayda bir yazmaya özen göstereğim. 
Biliyorsunuz bir de artık internet denilen zırvalığı hayatımdan yavaş yavaş çıkarıyorum. Msn olayı bitti zaten benim için. Bunun için "sildin mi beni oolum" şeklinde tepki gösteren arkadaşlar da oldu ama yok silmedim. Silmek için girmiyorum bile.
Hayatımda hemen hemen herşey istediğim gibi gidiyor neredeyse.
Güzel bir ilişkim var.
Eskişehir kapıları bana açılıyor yada ben açıyorum.
Arkadaşlıklarım yavaş yavaş sağlam dostluklara dönüşüyor.
Hayallerime adım adım ilerliyorum..


  Hiçbir zaman değişmeyeceğimi bilmelisiniz.

28 Ara 2009

2k10 Öncesi.

Eğer olur da perşembe günü de bu ruh haline sahip olursam; 11-12’ye kadar ders çalışıp ertesi günü görmeden uyuyabilirim. Nasıl bir bünyeyim anlayamıyorum.
Hayatımın en sıkıcı, bunaltıcı haftasonlarından birini yaşadım dün ve ondan önceki gün ve hala da öyleyim.. Dün dışarı çıkayım arkadaşlarla buluşayım biraz iyi gelir, kendime gelirim belki dedim ama keşke çıkmaz olaydım. Evde tek başıma otursaydım eğer eminimki kendi kendime daha fazla konuşurdum. En azından şarkı söylerdim arada abi. Ama bir yerde sorunun bende olduğunu biliyorum. Millet sahteden de olsa gülüp eğlenirken ben sadece onları dinlemek yerine oracıkta onların hepsini de susturabilirdim. Yapmadım çünkü; gerek yoktu. Beni yanlış tanıdılar ama güzel oldu. Belki de bir daha görüşmeyiz.
Yeni insanlar tanımak iyidir diye düşünürdüm ama tanışmadan önce o insan(lar) hakkında bir bilgiye sahip olacaksın ve ondan sonra tanışacaksın bu konuda netim bundan sonra. “Gel seni birisiyle tanıştıracağım” diyen birisine bundan sonra “Aa ne güzel” gibi sözler söylemek yerine sorgulayacağım uzun uzun. Yoksa o gününüzü mahvedebiliyor.
Belirli bi kesimin hayatın tamamen gırgır şamata olmadığını fark etmesi gerek. Gülmeyi, güldürmeyi seven bir insanım tamam ama insan bazende oturup karşısındaki insan ile ciddi bir şeyler konuşmak istiyor. kakara kikiri gülmek bir yere kadar. Yada bilmiyorum ben bunlardan sıkıldım ve o insanlar hala bu zevki yaşamak istiyor yada doymadılar.. OTA BOKA GÜLMEYİN.
Yaş geldi, çattı 20’ye.. 15’imizde de böyleydik. Aradan kocaman bir beş sene geçti ama değişen ne var; hiç…

♫♫ Tom Keifer - Blue Christmas

17 Ara 2009

14 Ara 2009

Naer.

Karşınızdaki insanla muhabbetiniz;
”-naber?
 -iyiyim, senden naber?
 -bende iyiyim. “
…den öteye gitmiyorsa eğer, zorlamaya da gerek yoktur.
Arkadaşlığınızı sorgulamanızın zamanı gelmiştir.
Zaten samimi yada sağlam temeller üzerine kurulmuş bir arkadaşlık ise sizinkisi, naber kelimesi söylenmemeli bile bence.
Oradaki naberin anlamı farklıdır aslında, gerçek anlamında bile kullanılmaz çoğu zaman..
Yanlış mı düşünüyorum yoksa ?!

20 Kas 2009

W.A.S.P. [ veysp or vasp? ]

Ne konserdi abi ya bilmem ne muhabbetine girmeyeceğim çünkü o kadar da güzel değildi yada ben olağanüstü şeyler bekliyordum.!
Konserden çıkardığım bir kaç not yada bilgi ne derseniz artık;
- Sevgili Blackie Lawless şişmiş, hayvan gibi olmuş nerdeyse.
- Konser alanının ses sistemi bok gibiydi. Kuruçeşme'yi arar olduk.
- Sahne göt kadardı resmen, adamlar şov yapamadılar nerdeyse. Blackie oradan oraya koşmak istiyor net bir şekilde belli oluyor, etrafına bakıyor ve koşacak yer yok. Sonuç bakkal.! Zaten sahneye ilk çıktıklarında adamın yüzündeki ifade görülmeye değerdi.(!)
- 1500 - 2000 civarında bir kalabalık vardı. Gelenlerin sağlam dinleyiciler yada Wasp'çılar olmasını bekliyordum. metalika konserlerindeki gibi 13-14 yaşında sadece bir şarkı için gelen emolar gelmesini beklemiyordum kısacası. Genelde de öyleydi zaten ama konser boyunca herkes sustu nerdeyse (ağırbaşlı takılmak istemelerinden dolayımı bilemeyeceğim artık orasını)
- I Wanna Be Somebody ve Wild Child dışında hiçbir şarkı adam akıllı söylenmedi izleyenler tarafından.
- The Idol ve Heavens Hung In Black şarkılarının bende ayrı bir yerleri olduğu için baştan sona kadar deliler gibi söyledim, yeri geldi scream(!) attım yeri geldi slow(!) söyledim.
- Organizatör firmanın yada kuruluşun her neyse tipini beğenmedikleri insanlara bilet paralarını iade edip, geri gönderme hakları olduğu yazıyordu bilette "oha ne alaka lan" dedim ben okuyunca ama girişte birisinin biletine el koyduklarına şahit olduk, sanırım parasını da alamadı o arkadaş.
- Konser öncesi ve sonrası çalan şarkıları yöneten herif sağlam Ozzy fanı sanırım, sayısız Black Sabbath ve Ozzy çaldılar.
- Konser bitiminde çalan Somebody Save Me benim gece boyunca en çok eğlendiğim anlardan biriydi. Bunun için teşekkürümü de ettim zaten.!
- Konser öncesinde yada sonrasında alkol yada başka bir şey içmek istiyorsanız ve Beşiktaş'tan [yada nereden geliyosanız artık] gelirken almadıysanız eğer mecburen içerden almak zorundasınız yada tekrar Kabataş iskelesinin oraya kadar yürümek zorundasınız. Biz plastik bardakta biraya 5 lira vermek yerine yürümeyi tercih edenlerdendik.
- Sevgilerimle, bir dahaki konserde buluşmak üzere.

8 Kas 2009

Ablan varsa sorun yoktur !

 Bu sabah saat 8'e doğru hafiften kendime gelmeye çalışırken, yabancı olmayan, çok güzel bir koku geldi burnuma. Neki bu diye içimden geçirerek hafiften doğrulduğumda ablam tam karşımda bana bakıp gülümsüyordu. O koku sadece ablamdan gelebilirdi tabiki.
Birden yerimden fırladım ve 40 yıldır görüşmüyormuşuz gibi sarıldık birbirimize, oysaki daha iki hafta olmuştu görüşmeyeli..
 Ne ara gelmişti bilmiyorum, ben yatarken yoktu ama belli oluyorduki çok özlemiştik birbirimizi.. Kendime gelmeye çalışırken "hadi hazırlan, kahvaltı yapmaya gidiyoruz" dedi. 
Hazırlandım ve taksiye binip Bostancı taraflarında ahşap köşk gibi bir yere geldik.Dışarıdan terkedilmiş gibi görünse de içi oldukça şirindi. Güzelce kahvaltımızı yaptıktan sonra aldığımız gazetelere göz gezdirdik. Sonra birlikte bulmaca çözmeye çalıştık ve ilk defa ablamın yanında sigara içtim, ne kadar "hayır abla, içmeyeceğim" desemde ya şimdi iç yada hiç içme zorlamasıyla beraber içtim ama nasıl içtim bilmiyorum..
 Uzun zamandır bu kadar güzel zaman geçirdiğimi hatırlamıyorum. Sanırım buna ihtiyacım vardı ve sanki ablam da bunu biliyordu ve bunun için gelmişti..
 Daha sonra uzun zamandır adam akıllı konuşamamış olduğumuzdan dolayı uzun uzun sohbetimizi ettik, dertleştik. Yeri geldik çok güldük, yeri geldi ağlayacak kadar duygusallaştık..
 Oradan ayrıldıktan sonra ablamın iş yerine kadar yürüdük ve o işine gitti, bende eve geri döndüm.
 Ama her saniyesi şahane bir sabah geçirdik ikimizde..
 İşte ablamı bu yüzden annemden, babamdan çok seviyorum, ihtiyacım olduğu her an yanımda olduğu ve bana zaman ayırdığı için..

4 Kas 2009

HANİ'den alıntılar..

Şaşkınım hala - biliyorsun:
şaşmalarım ta ne zamandan -
sürekli ve sonuçsuz.
Şimdi sıyrıldın çıktının hepsinin
herşeyin
üstüne : pırıl pırılsın orada
güneşin
son ışınlarını gören
dağların üstünde:


Şimdi güneş devriliyor - Marmara’ya doğru - sağımda, sen solumda ışıldarken : koyu bir mavi seçmişsin kendine, akların içinde yükselirken.

O ışık benim şimdi.
Şimdi lacivert – neredeyse
mor ve ak.
Şimdi, şen, sen -
sen – tek bir.

26 Eki 2009

Ne gerek var, birazdan öleceksin zaten.

 Japonya Yokohama Üniversitesi tarafından geliştirilen bir program sayesinde acil yardım çağrılarına göre arayan insanın sağlık durumunu öğrenebiliyorlarmış ve ona göre müdahalede bulunuyorlarmış.
 Yani şöyle oluyor; mesela kalp krizi geçirdin yada başka bir hastalık her neyse bu kısmı geçiyorum, ondan sonra acil yardım hattı 112'yi aradın [tabii Japonya'da bu numara 999 ve adıda Algoritma imiş.] adamlar senin durumuna göre "hemen geliyoruz abi" diyerek hemen ambulans gönderebiliyorlar yada "sen birazdan ölecen zaten be abi, uğraştırma bizi oraya kadar, sen uzan yatağına güzel şeyler düşünerek sessizce öl işte" diyerek sana elveda da diyebiliyorlarmış.
 Güzel mi, kötü mü siz karar verin valla.

Steelheart - Gimme Gimme

 
Yerinizde durmanızı istemeyen şarkı.

23 Eki 2009

Kendimden biliyorum.

Gerçek sevgi;  fedakarlıktan ibarettir tamamen.
Kendi zamanından fedakarlık, olmayan zamanı yaratmaktır sevdiğin için..
Yanınızda olmasını istediğiniz sevgilinizin yada sevdiğinizin "ailemden izin alamıyorum" , "ders çalışmam gerek" gibi sudan sebeplerle geri çevirmek yerine, kendine engel olabilecek her türlü soruna karşı gelerek sizin yanınızda olmasıdır..
"Seni seviyorum" , "Benim için çok önemlisin" tarzı sözler o kadar basittirki karşı taraf için hiç birşey ifade etmeyebilir. Bunları söylemek yerine sevdiğiniz insan için birşeyler yapmayı deneyiniz..
Sevdiğiniz insana sinemaya, konsere falan gidelim dediğiniz zaman hangi film yada kimin konseri demeden sizinle birlikte gelmeyi kabul etmesidir. Sadece siz istediğiniz ve sizin yanınızda olmak istediği için kabul etmesidir, çok önemli başka bir işi olmasına rağmen bunu yapmasıdır..
Oyüzden sevdiğiniz insanın hemen size değer verdiğini yada onun için değerli olduğunuzu düşünmeyiniz..
Ve tekrardan düşünün bakalım sizin için hayatında ne gibi fedakarlıklarda bulunabilir..
Sevgilerimle..

10 Eki 2009

Billy Joel - Piano Man


Utanmasalar bütün şarkıyı kendileri(seyirciler) söyliycekler.
süperler süper.
Oh, la la la, di da da
La la, di da da da dum..

Her insanın mutlaka vardır dinlediği bir şarkıda aklına gelen anıları falan. "aa bunu şurada,  şunu yaparken dinlemiştim" falan diyerek hatırladığı. Belki o anı iyidir belki de kötü ama şarkıyı dinlerken de insanın yüzünden bi gülücükoluşmasına sebep olur.
İşte benden bir kaç tane..
Cinderella - Nobody's Fool / Aslısu'nun Viyana'dan Prag'a giderken attığı mesaj da "şuan yağmur yağıyo ve ben nobodys fool dinliyorum" demesi..
Bon Jovi - Bad Medicine / Tamer'in araba da Bon Jovi kaseti taktığımda ve bu şarkı çalmaya başladığında "burada da mı karşıma çıktı bu abi ya" demesi..
Journey - Seperate Ways / Deep Purple konserinde Aslısu'nun bana "bu şarkı neydi ya" diye sorması ama benim şarkıyı söylememe rağmen şarkının adını bir türlü hatırlayamamam ve şarkının sonlarına doğru "i still love you girl" kısmını Aslısu'nun gözlerine bakarak söylemem..
Bonfire - You Make Me Feel / Doğum günümde Gizem'i eve bırakmak için yürürken "sana çok güzel bi şarkı dinletiyim mi" diye sormam ve onunda dinledikten sonra "abi sende hep aynı tarz şarkılar dinliyosun, adamların sesleri bile aynı" cevabını almam..
Iced Earth - I Died For You / Üsküdar da sabahladığım gece üst üste kaç kere dinlediğimi bilmiyorum ama o an bana herşeyi yaptırabileceğini düşünüp, gülmem..
Iron Maiden - 2 Minutes to Midnight /Kartepe'ye çıkarken otobüste uyandıktan sonra kulağımda bu şarkının çalıyo olması..
Bonfire - Give It A Try / Aslısu Prag'dayken, Facebook da wall'una şarkının nakaratını yazdığım an..
Def Leppard - Foolin / Acıbadem de akşam saatlerinde şarkıyı söylemek pahasına otobüsü kaçırmam..
Bon Jovi - You Give Love A Bad Name / Old School'da bu şarkı çalarken 80'lerden fırlama bi adamın ayağa kalkıp çılgınlar gibi dans etmesi..
Hardline - Hot Cherrie / Tamer'le dersanenin arkasındaki parka oturup bu şarkının hangi şarkıya benzediğini bulmaya çalışmamız..
White Lion - Till Death Do Us Part - Tamer'in her dinlememiz de "işte en sevdiğim şarkı" lafını milyonlarca kez söylemesi..
Cinderella - Don't Know What You've Got / 2007 yazının bir çok gecesinde şarkının videosunu izlemem..
Danger Danger - Everybody Wants Some / Satenay ile msn'de konuşmalarımızın genelde onun bana "evribadivantssam" demesi ve benim de "evribadiniidsam" diyerek cevap vermemle başlaması..
W.A.S.P. - Cries In The Night / Tamer'in "aabi Wasp'ın 'C' ile başlayan çok güzel bi şarkısı var lan" demesi..
Crashdiet - It's A Miracle / Tamer'e ilk dinletmem de şarkının girişindeki bas için "oha basa bak lan" yorumunu yapması.. 
Annihilator - In The Blood / İzmit'te ders çalışmak için odama  gectiğimde genelde ilk dinlediğim şarkıdır ve beni o zamana götürür.. 
Ugly kid Joe - Catch In The Cradle / Sercan'lar da otururken bu şarkıyı açtığımda Tamer'in "bu şarkı Guns'a ait değil mi olum" diyerek tepki vermesi..
Doro - All We Are / Tamer'in şarkının nağmesini yapmasına rağmen ikimizinde şarkıyı bulmak için bir hafta kadar falan uğraşmamız. Taa ki Nautilus'ta otururken birden ayağa kalkıp buldum olum buldum diyerek bağırmamdan sonra Tamer'in bana neyi buldun lan der gibi bakması..

6 Eki 2009

susana aşkolsun #

● Son bir yıldır filan çok tuhaf isimli arkadaşlar edindim. Feysbuk keranesine nickleri ile üye olanlara çok fena sinir olurum. Destinaz Kebabçıoğlu çıktı önce karşıma. Destinaz ne lan dedim kendi kendime. Yazık falan. Daha sonradan Satenay çıktı. Bunu da nick sandım meğerse gerçek ismiymiş. Bundan da sonra Armağan ve Özgecan adında iki insan.. Gayet normal gibi duruyor isimler ama bence değil. Çünkü Armağan kız ve Özgecan da bir erkek. Oldukça tuhaf bence. Aileleri çok aramışlar mı acaba bu isimleri merak ediyorum. Yazıda ismi geçen arkadaşlar lütfen kızmayın bana, bu konuya biraz takmış durumdayım. Zaten kötü birşey de yazmadım.
● Bence salon düğünleri bitmeli. Devam etse bile halaylar oyunlar falan bitmeli. Çok komik geliyo bana abi. Hele halaybaşını alan abilerime çok gülüyorum. Nazıl bir özenle halay çekiyolar hiç anlamıyorum. Tuhaf tuhaf ayak hareketleri, özene büzene mendil sallama falan. tabiki özenmiyorum onlara salak, gülme boş yere.
Önümüzdeki yaz da iki tane düğün var mına koyim. Birisi ablamın diğeri kuzenimin. Ne bok yiyicem hiç bilmiyorum, kaçmam lazım bi şekilde.
● Kafein manyağına çevirin lan beni. Off varya ellerinizden öperim resmen.
● Hayvan gibi sakalı çıkan abilerim, amcalarım. (ablalarım yazıyodum hatta yazdım sildim) Güzel bir haberim var sizlere. Yaşlanıyorsunuz. haha. ve benimle dalga geçmeyi bırakın artık sakalım çıkmıyor diye. Çünkü ben yaşlanmayacağım.
● Thin Lizzy - Spanish Guitar ile Ahmet Kaya - Acılara Tutunmak şarkılarının benzerliğini kim açıklayabilir bana. Açın dinleyin abi. Evet bence de oha!
● Tamam mı devam mı ?! Karar sırası.

♫♫ Led Zeppelin - Stairway To Heaven